ALEVİLERİN GÜNDEMİ KENDİ MECLİSLERİ OLMALIDIR

2017-08-26 13:21:00

Osmanlının yayılım dönemleri ve gerileme süreci, sonrasında ise Meşrutiyet I ve II, azımsanmayacak güçte ve etkide Cumhuriyet Aleviliği “sorun” saydı. Önceliği şiddet, baskı ve katliamlar üzerinden sürdürdü. En iyi zamanlarda yani zorunlu hoşgörü süreçlerinde dahi. Kapanmaz travmalar ve yaralar açıldı. Alevilerin sorununu gören, önemseyen biri dışardan ne görüldü ne de duyuldu.  Alevilere yönelik tarihsel yargılar nedeniyle Alevilerin toplumsal yaraları  yok sayılmakla ödüllendirildi. Cumhuriyetle birlikte Alevilerin sorunları da tarihsel, siyasal ve ekonomik yapılanma ile birlikte çözüme kavuşturulmaydı. Olmadı. En önemli nedeni, Alevilerin kendilerini merkeze koymamaları ve öncellememeleridir. Bu durum halıhazırda aynı akılla ve yargıyla, adaletsizlikle sürdürülüyor. Geçmişinde çözülmemiş sorunları, travmaları olan toplumlar bugününü örgütlemede ve geleceğini inşa etmede ciddi sorunlar yaşarlar. Alevileri toplum olarak dahi görmeyen, inançsal varlık alanını kabul etmeyen ve sistematin olarak alttan alta zorunlu uygulamalar içine alan Devlet aklı ise durumun Aleviler açısından da karışmasındah epey memnun görünüyor. Bu nedenle” iyi bir çalıştay” kapsamı ile Alevilerin kendilerini tanımlama ve düşünsel olarak bir araya gelme pozisyonunu kaybetmiş bir yapıya sahip olduğu düşüncesini yaymaya çabalıyor.  Bunun bu hale gelmesinde önemli nedenlerinden biri toplumsal travmalarıdır. Yani toplumun ortak akıl ve ortak duygusunun parçalanmış olmasıdır. Alevi katliamları üzerinden Alevi bülünmüşlüğünün alt yapısında kirli bir terörizm, isyancılık varlığının kullanılarak bölgesel ve etnik fa... Devamı

Gönül Kalsın Yol Kalmasın

2017-08-23 19:47:00

Değerli canlar, Alevi yaşam dünyasının en önemli yapı taşı adalet duygusudur. Bu adaletin ne olduğunu belirleyen ise başta Cem’de kurulan rızalıklardır. Rızasız olduğunu düşündüğümüz bazı sorunların ya da haksızlıkların telafisi vardır. Olmayanlar için ise Yol kişiden kişiye değişmeyen yasaklar ve bağlayıcı sonuçlar üretmiştir. Bunun en ağırı ise düşkünlüktür. Bazı durumlarda bu düşkünlük süreli, bazılarında ise süresizdir. Süresiz olanlar birisini öldürmek ve tecavüzdür. Burada okuyacağınız ikincisi ile ilişkilidir. Dedelerle ilgili konuları konuşurken, bir tanıdığım Sinemilli Ocağı’ndan İsmail Bakır ile ilgili bir olayı anlattığında, şaşkınlıktan inanamadım. Sonrasında çok kezanlatılanları düşündüğümde yine mümkün değil dedim. Konuyu sorabileceğim birilerini arayınca, tuhaf tuhaf yanıtlar veren, öyle değil böyle oldu diyenler olmaya başladı. Bu çelişkili durum karşısında notlar ve kayıtlar almaya başladım. Konunun çevresinde isimler geçiyor ve ben Kantarma bölgesi ile ilgili çalışmadığım için öne çıkan isimler konusunda yabancıydım. Aşağıda dinlediğiniz konunun bant çözümlenmesi için Alevi geleneklerinin izlediği bir yol var. Bu yolun izlenmesi ve sonucun bağlayıcı olması için 6 Ekim 2016 tarihinden beridir taraflarla çeşitli görüşmeler yaptım, ayrıntılar üzerinde durdum. Konuyu bizzat Bakır ailesi ve taraflarla yüzyüze ya da telefonla konuştum.  Öncelikle bu konunun gündeme geldiği yer olan Kantarma’da Dedeler arasında geçmesi dikkatimi çekmesi sorunla muhataplığım için önemli oldu. Konu ocaklı olan Sinemilli dedeleri (Konuyu bütün olarak ele aldığımda Sinemilli Ocağı, sadece Kantarma köy&uu... Devamı

POLİTİK FİGÜRDEN İNŞA SÜRECİNE ALEVİLİK

2017-06-20 18:02:00

Alevilerin yaşadığı topraklarda ekonomiye ve siyasal gelişime katkıları çok öznel etkiler yaratmıştır. Öncelikli olarak yoksulluk zamanlarında ellerindekini tümüyle paylaşmaları ve bu paylaşımı insani dayanışma olarak görmeleri değersel ve ahlaksal bir tutumdur. Aleviler bunu felsefelerinin gereği bir hayat olarak düşünürler. Bu nedenle cemlerinde simgesel olarak canlandırmalarda bulunurlar; bölüşmek, yardımlaşmak ve güçsüzün ve ihtiyaç sahibinin hakkını korumak. Ekonomik değerleri böyle olmakla birlikte varlıkları daha çok siyasaldır. Özellikle Cumhuriyet Türkiye’sinde bu daha da görünürdür. Cumhuriyetin Laiklik adı altında yarattığı anti-Demokratik yapılanma, yok sayılan inançsal vasıflarını tümüyle yetirip, sadece seçmen durumuna çekilmeleri siyasal görünürlük değerlerini yükseltti. Bu yükselme ilk bakışta bir değer olarak ele alınsa da, hızla Cumhuriyet tarafından daha geri bir konuma itilerek, varlık olmaktan çıkarılıp, yasak lı bir inançsal kimliğe taşındılar. Aleviler 1925’te çıkarlan Tekke ve Zaviyeler Kanunu ile Osmanlıda kazanım sayılabilecek vakıf, tekke, dergah ve gelirlerini tümüyle yetirdiler. Müslümanlar, Hıristiyanlar, Yahudiler ve bu dinlerden oluşan tarikatlar ise güçlü bir görünürlükle yasal güvenceye alındılar. Cumhuriyeti sahiplenmek Aleviler için vazgeçilmez kimlikleri için yürüttükleri mücadelenin sonunu getirdi. Cumhuriyetin getirdiği laiklik yasakları altında hiç olmadıkları kadar yok edildiler. Hâlbuki Cumhuriyet’e kadar yürüttükleri mücadelede yok sayılmalarına karşın bir güç ve iradeydi ve muhalif olma iradeleri güvenli olmalarını sağlıyordu. Cumhuriyet, 192... Devamı

Aleviliği Kurumsallaştıran Savaş

2017-05-10 16:31:00

Babailer Savaşı, Selçuklular ile göçebelerin karşı karşıya kaldığı en önemli savaşlardan birisidir. Toplumsal örgütlenmesi çok belli olmayan göçebe toplulukların örgütsüz olduğu düşünülürken, bu kadar hızlı bir araya gelerek savaşacak güce ve örgütlülüğe sahip olmaları beklenen bir durum değildir. Bu örgütlenmenin altında yatan nedenler ekonomik olmakla birlikte, Selçuklu iktidarlarının uyguladığı dini ve idari uygulamalarda etkendir. Bu dönem aynı zamanda Moğol akınlarının (1219) Anadolu başta olmak üzere bölgeye yöneldiği bir dönemdir. I. Giyaseddin Keyhüsrev (Anadolu/Rum) Selçuklu yönetimini daha güçlendirmek için bölgesel özerklik sistemlerini kaldırarak merkezi yönetimin etkisini arttırmakla egemenlik bölgesinde daha otoriter bir yapı oluşturmayı hedeflenmiştir. Bu aynı zamanda Büyük Selçuklularda oğullar arasında toprakların paylaşılmasının engellenmesi ve iktidarın tek bir güç elinde tutulmasını da amaçlıyordu. Selçuklu Sultanı I. Giyaseddin Keyhüsrev’in Bizanslılara İznik’te saldırısı sırasında savaş meydanında öldürülmesi (1211) üzerine oğulları arasında başlayan iktidar mücadelesi, Selçuklu Devleti’nin iç karışıklıklar yaşamasına neden olur. Büyük kardeş I. İzzeddin Keykavus ile küçük kardeş I. Alaaddin Keykubad ile arasında süren taht mücadelesinde İzzeddin başarılı olur ve iktidarı süresince topraklarını Bizanslılara karşı genişletmeyi sürdürür. Bu arada ticaret yollarını geliştirir ve ticaret yollarının güvenliğini sağlar. Ancak 1220’de ölünce yerine sürgünde olan kardeşi I. Alaaddin Keykubat tahta çıkar. I. Keykubat döneminde merkezi y&o... Devamı

Hızır: Alevi Ekonomi Politiği

2016-02-22 14:02:00

  Alevinin hukuku ahlakıdır. Bundan vazgeçtikleri andan, Aleviliğin dönüşeceği yapıyı tahmin etmek güçtür. Ahlak erkânlar üzerinden kurulabilir. Erkanların kurulabilmesi için bir toplumsal dönüşüm ihtiyacı vardır. Alevi mitolojisi, Alevi düşüncesine kaynaklık eder. Simgeler mitolojiler üzerinden saklanmıştır. Bunun canlandırılması ve güncellenmesi Alevilik için elzemdir. Yine Alevi rızalığı da ahlak ve buna bağlı olarak hukuk ile ilişkilidir. Erkanların deforme olduğu bir dönemden geçmekteyiz. Yolu yürütme çabasında olan dedeler “dar” görmeden cem yürütme çabasındadırlar. Bu kuralsız, edeb-erkansız “Yol” yürütmektir. Dardan geçmeyenin söz söyleme, erkân kurma hakkı nasıl olabilir? Yol bir anlamda divansız yürütülmektedir. Divanın olmadığı yerde Alevi rızalığı da işleyemez. Rızasız yürüyen Alevilik bu nedenle “din”e sığınarak kendisine çözümler üretmeye çalışıyor.  Alevi Yolunu bilenler de bu dini gidişe seyirci kalmaktadırlar. Din Aleviliğin baş belasıdır. İnsanlığın kurtulmaya çalıştığı batağa sürüklenmektir. Dinlerin şeriatıyla savaşan Alevilik, bu şeriatların düşünme biçim ve inanma boyunduruğuna terk edilmek üzeredir. Güruhu Naciye’nin din ile bir ilişkisi yoktur ve üstelik Âdem ile Hava mitolojilerine karşı geliştirilmiş bir karşıtlığa sahiptir. Alevi toplumsallaşması akıl ve sezgiyi ne amaçla kullanıyor? Kime karşı kullanıyor? Alevi gelenekleri dine tabi olacaksa Pir, Mürşit ve talip ilişkisi niye sürdürülüyor? Mürşit ya da Pir olmak yasaya tabi olmak değil, yasa koyabilme, toplumun ihtiyaç duyması durumunda söz söyleyebilmek gücüdür. Bu ned... Devamı